07/04/17 23:15 | Baharın Gelişine Sorular Her bahar gelişinde yeşil yeşil açılan Bu yaprak o yaprak mı ,söyle kardeşim, dostum Bin bir çeşit çiçekle böceğin buluştuğu Bu toprak o toprak mı söyle kardeşim ,dostum *** Üç-beş kişi toplanıp eski günden dem vurup Bahar dalı uzatıp, seveceğiz öyle mi? Fındık fıstık şarkılar söyleyip de coşkuyla Dalga dalga sularda yüzeceğiz öyle mi? *** Ya birimiz ansızın terk ederse dünyayı ? Sana da bana da bir ateş düşse,kor düşse Umutlar sevdaları kovalasa günbegün Işık ışık çöllerde söneceğiz öyle mi ? *** Saadet daim bizim ,masmavi gök yüzü biz Uçuşan kelebeğin , yüreciğindeki hız Ve bir arıcasına ,petek petek iz olsak Kalp kalbe karşı, yanacağız öyle mi ? *** Durup durup değişen, dünya güzel dünyamız İşte böyle bir günde ediplere aşk olmuş, Yaz bitmiş de sonbahar ,kapımızı çalmış ve Dünyamızı anlatmak ,bu şaire meşk olmuş... hea- 30.03.2017 SAAT: 20:32 Halide Edip Avcı | |||
03/04/17 00:11 | İYİ YAYINLAR KUZUM. ŞİİR UZUN OLDUĞU İÇİN İKİ MESAJ OLDU. DİNLEYEN DOSTLARA SEVGİ SELAM VE SAYGILARIMI GÖNDERİYORUM. BİR DE SİBEL CAN ÇALARSAN SEVİNİRİM. | |||
03/04/17 00:10 | Güzel bir yayın akşamı diliyorum Serda hanım .. Dün kızımın doğum günüydü onun için yazdığım bir şiire ses olursanız çok mutlu olurum.. BETON BİNALARIN TEKNOLOJİK KIZI Mor menekşeler açtı, böcekler uyandı Dereler inledi, koyun kuzu meledi Yıldızlar ışıl ışıldı, yakamoz raks halinde Mevsim bahar Nisanın başı, yıl seksensekiz Beton binaların içinde, bir oda Bir kız geldi dünyaya, aydınlık Pembe yanaklı, elleri yumuk Güzel Tuğçem hoş geldi.. Mor menekşeler yoktu, doğduğun yerde Kent, yığın yığın beton Dereleri resimlerden, tanırdın Şehrin ışıkları, yıldızlardan parlak Hatırlarmısın benim köyüme gitmiştik bir ara Görünce ineği büyümüşdü gözlerin, “Ne büyük köpek” bu anne Kızım! Güzel bakışlı, melek yüzlüm Sen hiç ağaçlara. tırmanmadın! Bir kaynaktan. buz gibi su içmedin! Seksek çizecek, bir alanın olmadı! Dalından, meyve çalamadın komşunun Kırlarda uçurtamadın, uçurtma özgürce Hapsettik, çok katlı binaların dairesine İçiremedik. taze inek sütü.. Yapay mamalarla büyüttük seni Hormonlu besinler Hala korkarız sağlığından Verdik teknolojik oyuncaklar eline Hayatın testlerde, abcd şıkları Koşturduk yarış atı gibi o sınavdan, bu sınava Terine aldırmadık, soğumasına izin vermedik Kavga bile edemedin, arkadaşlarınla Sistemde yerin, şartıydı bu Üçüncü kuşağın İstanbullusu Beton binaların, teknolojik kızı Birey olman için uğraştık, yinede Nazımın dediği gibi “bir ağaç gibi tek” Ve “bir orman gibi kardeşce” Ve suçumuzu bildik her zaman Gözlerine bakarken.. Bilirdik, özür dilemek yetersiz Büyüdün, genç kız oldun artık Bitirdin, büyük büyük okulları Ve geçtin karşıma özgür, dingin, gururlu Gürdü sesin, ışık saçıyordu gözlerin Direneceğim! Çalışmayacağım yirmi saat İki çocuğuma bakmak için İnsan onuruna yakışan olacak yaşam Olmayacak hayatım sizin gibi Etmiyorum kabul, sistemin ezilmişliğini Mücadeledeyim, sakın kızmayın bana Eşit, insanca yaşam herkesin hakkı Biliyorum, sizlerle dikilecek tek tek ağaçlar Yeşerecek kıraç topraklar.. Umut veriyorsun, mutluluk İyi ki doğdun iyi ki varsın Sen benim değilsin artık yavrum Bu toplumun, bu yurdun evladısın.. Düşmesin başın dara, mücadele yolunda Düşerse de anan her zaman yanında… | |||
03/04/17 00:09 | Tesadüfüm Nerdesin Gölgesinden bile korktuğum şey aslında aradığım mı bilmiyorum Kaçıp saklanıyor muyum Budur işte deyip sarılıyor muyum belli değil Mühürledim dudaklarımı aşka Susuyor muyum, haykırıyor muyum belli değil Zamanı damlalara katıyorum zaman zaman Şafağın kızıllığıyla yıkanıyorum Hüzünlü müyüm, arınmış mıyım belli değil Binlerce defa kırdığım aynaya takılıyor gözlerim Gülümsüyor muyum, ağlıyor muyum belli değil Çaresizliğimin açılmamış gül bahçelerine meftunum Budur diyerek sarıldığım her goncada ben kadar hüzün Duyuyor muyum, soruyor muyum belli değil Yürek ağrımı yargılamaktan bıktım Hakim miyim, mahkûm muyum belli değil Umut meltemlerini çağırıyorum her nefeste Bir tutam saç kokusu ne olur Titresin artık yüreğimin dizleri diyorum Terliyor muyum, korkuyor muyum belli değil Bir nefes değil mi dünyanın ödünç verdiği bu kör yokluğun yanında Yaşıyor muyum, alıyor muyum belli değil Aynı tekerleme mısralarımın fatihi Kölesi miyim, efendisi miyim belli değil Zincir şıkırtıları göğsümü deliyor Mil çektiğim yüreğimin gözleri yollarda Arananın gölgesi miyim kendisi miyim belli değil Ruhuma borcumun adı beklemek Kaderime küskün müyüm, bekliyor muyum belli değil Tesadüfleri severmiş aşk Bütün şarkıların nakaratı aynılaştı sebepsiz Yazıyor muyum, dinliyor muyum belli değil Satın artık şu sağır yalnızlığımı Gönlümün kimsesizliğinden yoruldum Gözlerindeki gülümsemeyi içmek istiyorum gel Sekmez kurşunlarla vur korkumu tam alnının ortasından Böyle yaşamanın ölmekten nasılsa farkı yok Bir fidanlık yüreğimde açmamış tek gülümsün diyebilsem gülüm Diyebilsem Tesadüfleri severmiş ya aşk Sıra sende şimdi Söyle neredesin tesadüfüm Tesadüfüm nerdesin Neredesin TURGUT UZDU | |||
02/04/17 23:23 | SERDA HANIM ŞİİR GÜZELLİĞİNDE BİR YAYIN DİLEĞİYLE SELAMLAR SAYGILAR GEYVE'DEN. ŞİİRİME SES OLUP ELİNİZİN ALTINDA VARSA BUGÜN GÜNLERDEN GÜZELLİK / HOŞ GELDİN DİNLETEBİLİR MİSİNİZ. SAYGILARIMLA. BİZ Kİ AŞKA AŞIĞIZ İsteyen meczup desin, dileyen tutsun taşa, Küskünüz baharlara, yazımız dönmüş kışa, Vermeyiz gönlümüzü ahu göz, kalem kaşa, Mecnunlara yoldaşız, çöllerde divaneyiz, Biz ki aşka aşığız, vefaya pervaneyiz. Ferhat’ın dağ yerine deldiği bağrımızdır, Bülbülleri râm eden dildeki çağrımızdır, Ta ezelden inleyen, kalpteki ağrımızdır. Ömür denen sarayda metruk bir viraneyiz, Biz ki aşka aşığız, vefaya pervaneyiz. Ney midir şu bağrımız, neden dinmez nâlesi, Kaç mehtabı ışıtır sevdamızın hâlesi, Âlemi sermest eder ehl-i aşk piyalesi. Pîrin bâde sunduğu bir kutlu meyhaneyiz, Biz ki aşka aşığız, vefaya pervaneyiz. Bin direğe bin bayrak etsinler derimizi, Aşk uğruna ezelden koymuşuz serimizi, Dost yolunda türabız, seçmişiz yerimizi. Sonumuz kutlu menzil, dünyada bahaneyiz, Biz ki aşka aşığız, vefaya pervaneyiz. Kuyuyu saray bilmek töredir kutlu aşkta, Yalnız. dost mihman olur gönül denilen köşkte, “ Esselâh” son kelâmdır özlediğimiz meşkte. Cânâna cân aşının sunulduğu haneyiz, Biz ki aşka aşığız, vefaya pervaneyiz. | |||
01/04/17 23:25 | nilgun hanımcım fethıyeden sevgıler gonderıyorum... guzel bır yayın akşamı olmasını dılıyorum.. bır sıırle geldım ses olursanız sevınırım... sımdıden tesekkurler.. ACI BİR VEDA Birazdan dökülecek har sözlerinde Yığ üstüme taşları dağılmayayım Sanki göç hazırlığı var gözlerinde Çek git bir an önce de boğulmayayım Şimdi bir hoşçakalın maziye taşır İşte o an bu aşkın ecel vaktidir Sen yoksan ayazdayım yüreğim üşür Madem ki gideceksin mecal vaktidir Gökyüzümsün demiştim inan öyleydi Sonsuza dek gitmeyi ahdımız bildik Her gün yarına gebe birer kaleydi Ne söz kaldı ne yemin ne hale geldik Titremiyor hiç sesin veda ederken Hayallerim yıktığın, anlamadın mı? 'Bitti' demek kolay mı çekip giderken Ah sessiz feryadımı dinlemedin mi? Gözünü hiç kırpmadan Sevda'yı ittin Dipsiz kuyu içinde kıvranır durur Öyle boş öyle sensiz bırakıp gittin Acı bir veda şimdi yüzüne vurur SEVDA AYTAN 03/02/2016 00.00 | |||
01/04/17 23:21 | NİLGÜN HOCAM SIKINTISIZ BİR YAYIN DİLEĞİYLE SELAMLAR SAYGILAR GEYVE'DEN. ESKİLERDEN BİR ŞİİRLE GELİVERDİM. SES OLUP NEZİH AĞABEYİMDEN SESSİZ GEMİ'Yİ DİNLETEBİLİR MİSİNİZ. SAYGILARIMLA. NASIL SEVMİŞİM Anlatamam gül yüzlüm, mısralar kifayetsiz, Ateşlere atsan da, yanarım şikayetsiz, Mısrası dipsiz kuyu, anlamı nihayetsiz, Her hecesi aşk olan şiir gibi sevmişim. Hiç yoktur merhametin sevdanın muhtacına, Misafir olmuyorsun vuslata duacına, Hekimlere küskünüm, inanmam ilacına, Derdime derman olan zehir gibi sevmişim. El gülzâr zannetse de, yangın yeridir sinem, Sevdada gıpta eder, bize Aslı’yla Kerem, Göz yaşım şahit bana, sende yok olmak çarem, Aşk ummanına akan nehir gibi sevmişim, Bu öyle bir sevda ki, miadı dolmayacak, Can evime diktiğim goncalar solmayacak, Bizden önce yoktu aşk, sonra da olmayacak, Ben seni evvel gibi, ahir gibi sevmişim. Vuslat denilen güneş, bir gün bize de doğar, Kavuşunca, çöllere aşk yağmurları yağar, Sana adak bir canım, bir de şiirlerim var, Seni, sana sevdalı şair gibi sevmişim. | |||
27/03/17 00:35 | ferhat göçer .aşkın mevsimi olmaz rica etsem sayın dj im | |||
| YAPRAK Yeşil rengi nerden aldın ey yaprak? Anamız bir, babamız bir; su, toprak, Sen dalından, ben bedenden ayrılsak, Gideceğiz menzil aynı, yol aynı. Acımayıp kestiler de dal verdin, Salkım salkım üzüm verdin, bal verdin, Sen dalında çiçek açtın, gül verdin, Kokladığım çiçek aynı, gül aynı. Rüzgâr esti dalımızdan kırıldık, Bir yana sen, bir yana ben savrulduk, Sen dalından, ben kalbimden vurulduk, Düşeceğiz toprak aynı, dal aynı. Çağlayandın yeşil yeşil akardın, Domur domur gözlerinle bakardın, Sen alevdin gönülleri yakardın, Gözden akan yaşlar aynı, sel aynı. Kuruttular için için ağladın, Bedenine tel sardılar çağladın, Kalem olup yâr yolunu bağladın, Aşkı yazan kalem aynı, dil aynı. Senin ömrün bir kaç mevsim an idi, Benim ömrüm bir nefeslik can idi, Sensiz hayat bana bir zindan idi, Yanacağız ocak aynı, kül aynı. Aşığıyım nur cemâli ararım, Mecnun oldum kaderime sorarım, Sen ateşte, ben gönülde yanarım, Alev aynı, ahlar aynı, hâl aynı Alev aynı, ahlar aynı, Yâr aynı, Muzaffer KÖNDEL | ||||
26/03/17 23:39 | Hayırlı aksamlar iyi yayınlar Gültekin bey İmkansızlığım;apansız geliyorsun aklıma gecenin yarısı ve o günden sonra sensin her gecenin yarası. Kim kazanır ki ? Payımıza düşen aşk mı ? Yoksa yere düşen aşk mı ? Kal,gel yada gitme diyelim Paylaşımımın adı gerçek olan imkansızlığın ve ardından hırsız polis imkansız aşk eserini rica edeceğim.Tüm dostlara yüreğimden kucak dolusu sevgiler ve saygılar.En güzel geceler sizlerin olsun… Gerçek Olan İmkansızlığın! Öylesine bir sessizlik çöker bazı günler,öylesine işte. Nedeni belli olmayan sessizlik içinde kalırsın. Konuşamazsın dilin lâl olur. Sözler dökülmez dudaklarından, harflerkelimelere, kelimeler cümlelere dönüşmez; hepsi yüreğine hapsolur. Her söz hapsolmazki odana, her bakış değmez ki gözlerine, her kelebek konmaz ki çiçeğine, her duan kabul olmaz ve gerçekler bekler seni sokak başında yığılmış,birikmiş bir şekilde.Varlığın masum, gözlerim nemli. İşte gerçek olan imkânsızlığın. Zaman dar, nefes dar oysa ortada o kadar acı varken. Zaman dar ama durum değişmiyor. Nefes dar ama yürek taşımıyor. Geniş acılara rağmen hep ümitli insan,hazır ve nazır bekliyor. Çaresizlik duygusunda bile her şeye rağmen ümit diyorsun. Gönlünden ve elinden hiçbir şey gelmezken kavuşmalar oynuyor hayalinde. Geriye kalmak mı? Hüzün, çaresizlik ve sessizlik. Sevgi kalp ile, kalp sevmek ile, aşk ise seninle. Ama suskunum sen imkânsızsın, sensizlik imkânsız, aşk da imkânsız. Sevgimde seni tanımlayan her şey, eksik bırakmayan her şey var. Tüm eksik yanlarım, tüm tamlarım var imkânsızlıklarımda. Durdum…Ellerimi ve yüreğimi yanar buldum. Durunca hayatın içinde savrulan benmişim, kendimi buldum. Ne kadar kaçsa insan yine de yakalanır kaderine. Heybede neler var kimbilir…Heybe neler ile dolu? Heybende acıların en imkânsızı aşkın var. Aşk ağlatır mı usta? Er geç hakikatle tanışmalı ve bunun içinde yoğrulup dönüşmeli. Aşınmış yollarda yürürken rüzgâr esintisini sol yandan yedi mi insan, hakikatlerin sıcaklığı yürek yangınına dönüşür. An gelince dökülür hakikatler. Bir anahtar beklenir, vuslat özlenir. Sessizlik içinde kocaman bir boşluk var, yarına ümitleri taşıyan anahtar arıyorum. Dalar gözlerim farkında olmadan hayallere. Ve biter yürek sızısı ansızın, vuslat gelir özlem gider. İmkânsızlığın devir teslim eder yerini vuslata. Gel uzaklaşma, uzağı tercih etme aşk. Kal, gel yada gitme. Bir can gelir ‘‘ben’’ben olurum… | |||
| ....Küskün siirler... (SENSIZ MUTLULUK) Her geceye ayrı bir yanlızlığım düşüyor Sim siyah kesti bu gün denizler Sahilde ölü bir martı, Yüreğimde son göçten kalma bir acı peydahlanmış Bir avuç sevgi vurdum yanaklarıma Heyhat! Ne çok zormuş ayak uydurmak Dünya, ya Tir tir titriyor şimdi ay ışığı Güneş, in umrunda mı sanki Nasılsa Hep geceler de vurulur göç çocukları Hep aşk üstlenir bu sevdasız ölümleri Hep benim mi yüreğimde yargılanır bu zulümler? Her feryadıma bir ayrılık yenik düşmüş Her kavga da bir aşk benliğimi işgal etmişse; Yenilen benmiyim? Oysa bir halk iktidarıydı hayalim Yenilmez bir ordum Ucsuz bucaksız şehirlerim vardı Sen varsın diye hükümet de bendim muhalefette. Neler oluyor? Say ki hiç gelmedi ilkbahar Say ki bu hüsranı hiç yaşamadık Nedir bu ayrılığın iz düşümü yüreğime Nedir bu her iklime kafa tutan kar boran geceler? En zor günüme sensizliği düşürüyorlar böyle Sen bir yerde, halkımın esareti ayrı bir yerde. Hangi yanıma yatsam aynı acı Hangi şiiri okusam içinde aynı sancı aynı caresizlik, aynı ayrılık Çöl çöl, deniz deniz, nehir nehir geçiyorsun yüreğimden Ne çölde yanıyorum Ne denizlerde duruluyorum Pirler aşkına, ozanlar aşkına düşsün artık yakamdan bu ser sefil Dünya Azad etsin beni sensizlikten Bir an kor gibi yanan bu dağlara da acısın Ağaç gibi olmuşuz Her bir şairin şiirinde kardeşlik esmeğe çalışıyoruz Sana, anneme ve ülkeme, vay be Ne çok zormuş sensizliğe direnmek Özlemim gurbetime yenik düşmüş Yolların hangisinin sılaya gittiği hansisinin zulüme karşı koyduğu direnişimde saklı yarimi, yurdumu, ve özlemimi şiirlere gömmüşüm acıya gülmüş gözyaşımla alay etmişim Yine de sana, anneme ve ülkeme uzak olmak ne cok zormuş? Bir gözlerine birde yurdumun dağlarına esir olmuşum Her akarsuda, Her bir çam dalında, alın terimin kokusu var.. Sac telinde ilahi bir renk olmuşum bir besmeleyle dokunsam, yüregim özgürlesecek Olmuyor. Olmuyor ne olur olsun artık umudum sen, ve sila yolu ve yurdum düşün artık dünyama Düşün bir gece rüyama Anla işte göc yollarında sensiz mutluluk çok zormuş 25.03.2016 Ziya Yildirim Güntekin | ||||
| SEN ÇANAKKALE Yüz iki yıl geçmiş de geçmedik senden Geçmeyiz de ne senden ne de sevginden Bir yurtsun ki 'geçilemez' dedirten Sevdan bizi sardı biz seni Çanakkale Vatanımın kutlu ili sen Çanakkale Kıyametti savaşın tıpkı kıyamet Allah Allah sesleri sanki bir davet Allah için cenk ettik ,sonu hidayet Sevdan bizi sardı biz seni Çanakkale Vatanımın kutlu ili sen Çanakkale Savaşta çocukları, sen bırakmadın O masum erleri bağrına bastın 'Hasta adam'diyenleri yine yanılttın Sevdan bizi sardı biz seni Çanakkale Vatanımın kutlu ili sen Çanakkale Türkünü söylesem, taşların inler Şiirini okusam şehitler dinler Seninle yüz iki yıl mesafe diner Sevdan bizi sardı biz seni Çanakkale Vatanımın kutlu ili sen Çanakkale Yağmur yağsa bilin ki kızıldır rengi Yıkarız batılı ,çeliği, fendi Biz 'korkmadık korkmayız 'demedik mi Sevdan bizi sardı biz seni Çanakkale Vatanımın kutlu ili sen Çanakkale Dedelerim , dayım sende yatıyor Bu yürek senin ile senle atıyor Ben okudukça annem, babam ağlıyor Sevdan bizi sardı biz seni Çanakkale Vatanımın kutlu ili sen Çanakkale Nicedir görmedim ben ,böyle bir toprak Toprağı insan gibi ,insanı toprak Irmağı kan ağlar, kanları ırmak Sevdan bizi sardı biz seni Çanakkale Vatanımın kutlu ili sen Çanakkale Ne kadar anlatsam da yetmez şanına Sözlerim kifayetsiz, varmaz yanına Yüz iki yıl nedir ki, baksan yarına Sevdan bizi sardı biz seni Çanakkale Vatanımın kutlu ili sen Çanakkale Edibim ben yazmasam dillerim durmaz Yazsam da elim varmaz,canım dayanmaz Hiç kimse seni bizden almaz, alamaz Sevdan bizi sardı biz seni Çanakkale Vatanımın kutlu ili sen Çanakkale 18.03.2017 Halide Edip Avcı YORUMUNUZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.SAĞOLUN | ||||
24/03/17 23:06 | İyi yayınlar Mustafa Bey...Benim seslendirdiğim 'Ağlamışım gülmüşüm 'eserini çalarsanız sevinirim...İstanbul'dan selamlar, saygılar... | |||
24/03/17 23:02 | Çözülmeyen Bilmece Albümün en son sayfasında gördüm Solan resmine bakıp bakıp güldüm Verdiğim acı ile kuruyan göle döndüm Çözülmeyen bilmecesin çözemedim Seviyorum dediğin gün hep ağlattın Neydi maksadın karalar bağlattın Yanan bağrımı kor kor dağlattın Çözülmeyen bilmecesin çözemedim Kendin geldin yanıma durmadın Ateşlere attın halimi sormadın Gel dedikçe yanıma varmadın Çözülmeyen bilmecesin çözemedim Dışarda kar yağsada içim ısındı Ellerim anlamadan resmini yırttı Gönlüm aşkı tozlu raflara sakladı Çözülmeyen bilmecesin çözemedim Pişman oldum sanıp beni sormuşsun Be kalp çalan hırsız elin olmuşsun Hayatını kötülük üzerine kurmuşsun Çözülmeyen bilmecesin çözemedim 12.01.2015 17:45 | |||
24/03/17 23:01 | hocam bır sıır daha gonderıyorum ses olursanız sevınırım.. ha ıstek ![]() melihat gürses... kapın her çalındıkça... mümkünse.. GÖREN ER SANIR Hiddeti şiddeti sınırsız olur Cinneti yıkar da sele karışır Küstahtır gülüşü onursuz olur Kurşunu sıkar da ele karışır Eksik acınası hayaller kursa İllallah çekilir ahali sorsa Asılsız astarsız girişir görse Yılandır sokar da çöle karışır Gözünün yaşını sözüne döker Ocağına incir ağacı diker Dolanır diline el teker teker Ağusu yakar da küle karışır Ne hayası olur ne de desturu Yoktur ki korkusu nerde düsturu Ele güne karşı yolar dastarı Rayından çıkar da yola karışır Nerden esin alır kaynıyor kanı Karar yok nedensiz yakıyor canı Derler ettiğini çekerdi hani Narası tozar da yele karışır SEVDA AYTAN 06.03.2017 | |||