Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
  1. DjKuCuK_CaDi:periDj_Başak İle
    Gönül_Dostları              

  • « Previous
  • « Next
  • « Stop
  • « Play
  • Yönetim Kadromuz
  • Yayın Akışı
  • Yayın Akışı
                                İmtiyaz sahibi-Site Genel Sorumlusu
                                Hava Köseooğlu izmirdegunbatimi
                                         
 
                                      Halkla İlişkiler:Şerife Çınar
                                  Yayın Koordinatörü:Aynur Avcı
                       Site Teknik Sorumlusu:Özgür Demir Havuz
                Forum Moderatörü Ve Yöneticisi:Nagihan Kahveci
                                     Yazı Moderatörü: Tekin Yahşi
              
        
      

 

P.tesi Dönüşümlü Şiir
CanlıYayın 22:00
Salı Hava Köseoğlu Şiirli Saatler CanlıYayın 22:00
Cars. Nilgün Paksoy            Esintiler
CanlıYayın 22:00
Pers. Durmuş Kaya Şiirin Efsunkar iklimi CanlıYayın 22:00
Cuma Aynur Avcı  Gecenin Yankısı Canlı Yayın
22:00
C.Tesi Mustafa Eren Gece Kuşu
Canlı Yayın 22:00
Pazar Şerife Çınar İzmirmeltemi
CanlıYayın 22:00
 

 

Her gün Dj_@NıL Gün Doğarken CanlıYayın 09:30
Her gün  Dj_BaŞaK Gönül_Dostlarına CanlıYayın 15:00
         
Her Salı Şerife Çınar Öykü saati Canlı Yayın 15:00- 16.00
 


   

 

Makaleler
Anasayfaya DönAnasayfa » Test Kategori
Yazarlar » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z ] «
Makaleler » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z ] «
BÖYLE YAZILMIŞ

Ahmet TUFAN ŞENTÜRK HOCAMLA ANILARIM

Topladım çıkardım ne kaldı elde,
Yıllarca koştuğum boşaymış meğer,
Kalmadı bahçemde bülbülde gül de,
İki gözüm birden şaşaymış  meğer…


 Görmeden baharı hazana girdim,
Şu fani dünyaya çok emek verdim,
Belki de bilmeden gönüller kırdım,
Ömrün akış yönü kışaymış meğer…


Zehir sundu zaman bal diye içtim,
Seneler yıprattı ben benden geçtim,
Kalbim isyanlarda riyadan kaçtım,
Vefasız şu nefsim maşaymış meğer…


Sönerken ateşim küllerim kaldı,
Hüzünlü gözlerim yaşları saldı,
Yöneldim maziye aklımı aldı,
Pehlivan oluşum tuşaymış meğer… 

Seven dostlar gelip selam verdiler,
Hoş muhabbet edip hatır sordular,
Kaybolan yıllardan güller derdiler,
Hayatım bir anlık neşeymiş meğer…


Çarşıdan aldılar bir beyaz astar,
Kalbim yangın yeri yârini ister
Dünyada kalanı gel bana göster,
Adresim mezarda köşeymiş meğer…


Çalıştım didindim boşa koydular,
Soydular  bedeni yaşa koydular,
Toprağı kazarak taşa koydular,
Yıllarca koştuğum taşaymış meğer…


Duman oğlu der ki; dumanım tütmez,
İçimde yangın var kederim bitmez,
Güneş ufku aştı sözüm kâr etmez,
Toprağın arzusu başaymış meğer…
                             29.01.2010 ANKARA 


Sene 1999, aylardan Nisan. Ilık bir Pazar sabahıydı. Kızılay’da Dr. Bekir MUTLU tarafından bir toplantıya davet edildim. Saat 13’ü gösteriyordu ve Numuneliler lokalinde toplantı başladı.  Herkes şiirlerini okurken bana da sıra geldi,  ismimi okudular ben de kalktım ve bir şey okudum. Ama okunan şey şiirlere hiç benzemiyordu. zaten şairlerde usulen alkışladılar. Daha sonra bir kurup“ Ahmet TUFAN ŞENTÜRK adında bir hoca var ziyarete gideceğiz isterseniz sizde geliniz. “  dediler, ben de davete icabet ettim. Derken Seyran Bağları’nda hocanın evine geldik. Hocayla tanışmamız bu şekilde gelişti.


Ahmet TUFAN ŞENTÜRK Hoca,  şimşek bakışlı, altın yüzlü, yaşlı ama oldukça zinde biriydi. Birer birer tanışıldıktan sonra yine şiirler okundu. Ben de “Yaşamadım ki “ adlı duygusal bir çalışmamı okudum. Akşam nasıl oldu anlayamadık ama ayrılma zamanı gelmişti. Vedalaşıp giderken elini öpmek istedim ama izin vermedi. Bana: “ Sonra sen bana yalnız gel. “ dedi.


Bir gün sonra telefon ederek randevu aldım ve yanına gittim hocanın. İlk gün yine kısa bir tanışma faslı oldu ve bana devamlı gelmemi söyledi. Ben de bir ay kadar sürekli iki günde bir yanına gittim. Her ziyarete giderken elim boş gitmiyordum. Bir defasında bana “ Sen beni mi görmeye geliyorsun yoksa buzdolabını mı görmeye geliyorsun? Bundan sonra bana gelirken kesinlikle hiçbir şey getirmeni istemiyorum. Sen beni memnun edeceksen benim sana verdiğim şiir ve sözler üzerine talimatları uygula. İşte o zaman beni mutlu etmiş olursun.”  dedi.


Günden güne hocaya daha çok bağlanıyordum. Neredeyse her gün uğramaya başladım. Hoca benim işlerimi ihmal edeceğimi düşündüğünden olacak ki artık “ Sen bana akşamları gel, çünkü görüyorum ki işlerini ihmal edeceksin. Hiçbir zaman ekmek kapısı ihmal edilmez. “  dedi  ve “ İyi şairi severim ama zengin şairi daha çok severim.” Diye devam etti. Bu sebeple ondan sonra ben de her akşam yemeğimi yedikten sonra yanına gider ve gecenin 12 sine kadar otururdum. Yazdığım şiirleri masaya yatırır üzerinde tartışırdık. Şiirlerimi mutlaka iki kere okutur ve “Şair yazdığını okumalı. “derdi.


Yanında hayli bir zamanım geçmişti. Hafızam yanıltmıyorsa dört yıl kadar olmuştu beraberliğimiz. Bir akşam hiç utmam yine yazdığım şiiri okuyordum. Güya iyi okuyorum sandığım şiirin sonlarını yutarmışım meğer. Ayağından çorabını çıkardığını gördüm. Çorabın bacağına gelen yerini iki parmak arasına aldı uzat bakayım dilini dedi bende uzattım. Dilimi yakaladı ve “ Sen hangi hakka sahipsin ki kelimelerin sonunu yutuyorsun. “ dedi ve dilimi acıtmayacak şekilde çekti. Sonra başladı bana nasihatler vermeye.
“Bak evladım şiir kuma kabul etmez. Şiire önem vermezsen şiirin intikamı ağır olur, seni madara eder. Şiir kendisine daima saygı ister. Sakın ben yazdım oldu deme, şiirde bir harf bile şiirin seyrini değiştirir. Şiir bahçeye dikilen bir fidan gibi sulamadan, budamadan ve altında ki otları temizlemeden sana meyve vermez.”

Daha sonra bana önceden yazdırıp aldırdığı kitapları bir daha okumamı söyledi. Sırasıyla;o kitağlar şunlardır  Karacaoğlan, Emrah, Sümmani, Pir Sultan, Seyrani, Mehmet emin Yurdakul ve Yunus Emre okumuştum rekrar okumamı istedi benden. Fakat Yunusu bu kitapları okuduktan sonra okumamı tembih etmişti öyle de yaptım. Ama Pir Sultan’ın kitabını okurken çok zorlanmıştım.  O kitabı okurken: “ Hocam hep çok şiddet içeriyor bu kitap.” diye serzenişte bulunmuştum hatta. O zaman bana; “ Ozan canını pazara çıkartmış bir şairdir, o kitabı okumadan yaptığımız işler yarım kalır mutlaka okumalısın.”  dedi. Onun çok önemli sözleri var aklımda. En önemli sözlerinden birisi de : “Evladım ne olursan ol ama önce adam ol gerçek adam olmayan insanlar iyi şair de olsalar benim gözümde sıfırdır ve bana göre sınıfta kalmış demektir. Yanı ölmeden önce nefsini öldürmelisin ki hem adam olasın hem de şair olasın.” dedi. Onun bir de şu sözü hâla kulağımdadır: “Evladım benim iki binin üzerinde şiirlerim var ama beni taşıyan bilemedin on beş veya yirmi şiirim var. Her şair ömründe bir şiir yazar o şiiri de zaman ortaya çıkartır,  onun için daima evrensel olmaya bak. Hem hakiki inciler, yakutlar denizin dibinde bulunur.” derdi.


Defaten güzellik adına konuştuğu sözler yanında bana söylediği o kadar çok önemli ve ömrüm geçtikçe aklımı allak bullak eden bir sözü var ki paylaşmadan edemeyeceğim. O sözdür ki yukarda yazdığım şiirin doğmasına sebep olmuştur. Bu söz aynen şöyleydi: “Evladım senin halin vaktin çok güzel. Varlıklısın ancak, Ankara’nın her semtinde bir dairen olsa sarı saman kâğıdından bir kitabı değmez. Senin varlığın mezara konunca yok olur ama adına kayıtlı olan o kitap dünya durdukça durur ve asla o kitabı kimse yok edemez.”


Altı ay önce bir video- kasetimi kontrol ederken bu söz karşıma geldi. Hocamın o gün ne kadar doğru bir söz söylediğini inanın ömrüm geçtikçe daha da güzel anlıyorum. İşte yukarıdaki şiir bu güzel sözden esinlenerek ortaya çıkmıştır. İşte cennet-mekân Ahmet TUFAN ŞENTÜRK gibi bir zatın dizinin dibinde yedi sene geçiren ben onun verdiği nasihatlerden pek çoğunu hayatıma uygulayamadım. Ama şiirlerimde verdiği taktiklerden çok fayda gördüğümü düşünüyorum. Saygı değer hocamın talebesi olduğunu söyleyen çok insan var ama o zatı muhteremden hakiki ders alan Mustafa CEYLAN ve bir de ben olduğuma inanmaktayım. Hocaya telefon açıp bir şiir okumak ya da yanına bir iki defa gelmek hocanın talebesi olmak anlamına gelmez. Kendisini saygıyla minnetle hürmetle anıyor, makamı cennet olsun diyor ve hayata gözlerimi kapatana  kadar saygıda kusur etmeyeceğimi, nefes aldığım müddetçe fatihasız ve kuransız bırakmayacağımı, dostlarımın nezih şahsında vaat ediyor okurlarıma da sonsuz saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum…..  29.01.2010 ANKARA                                                                                                                                                                                                                                                                 


 
   MURAT DUMANIN  “BÖYLE YAZILMIŞ”  ŞİİRİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER


 Her Şair ve yazar gerek şiirlerinde gerekse diğer yazınsal eserlerinde(Roman,öykü,deneme,makale) kendi yaşamından kesitler sunduğu gibi bazen de yaşamında küçük yer eden ancak etkilendiği hususları  daha etkin  halde anlata bilmek için hikayeleştirmeler yaparak veya olmasını istediği hale getirmek için imgeler kullanarak okuyucusuna edebi bir dille  dile getirip sunar.Gerçek yaşamını anlatması realite oluşturmakla birlikte imgeleştirmeleri,hikayeleştirmeleri de sürreal bir durum yansıtır.Her iki durumda da hedef kitle okuyucudur ve okuyucuyu etkileme çabasıdır.Ancak temanın şiirsellik içerisinde süslü sözlerle anlatımı ise şiirin roman,öykü ve makaleden ayrılan en belirgin özelliğidir.Pek çok duyguyu Romanları aşan anlatımla ifade edilmesi çok zaman şairin dağarcığından bir dörtlükle anlatımı tamamlanır.Bunları Şiirsellik içerisinde ve şiir normlarına uygun bir halde dile getirmesi ve aktarması ise Şairin maharetini ve bakış açısını hatta  şairin karakteristik özelliğini de yansıtabilmektedir.Belirli bir olay hakkında da bilgi kaynağı olma özelliğini de gösterir kimi zaman.
 Murat Duman’ın “Böyle Yazılmış”şiiri de yaşanan bir olayı ve durum hakkında esasen bize bilgi aktarmaktadır.Şairin  usta şair “Ahmet Tufan ŞENTÜRK” ile arasında geçen tanışma kaynaşma ve çalışmalarına ait bilgileri verdiği gibi ,usta şairle sadece tanışmış olmaları vesilesiyle ismini nasıl kullandıklarına parmak basmaktadır.Tabii bu durum belirli bir zaman içerisinde (1999 yılından bu güne) geçmektedir.
 Şair Kendi hayatı içerisinde önemli bir yere oturttuğu bu durumdan pasajlar vermektedir.Bu durum içerisinde  kendi menfaatleri doğrultusunda Usta şairin ismini kullanmaya kalkanlara sitemi ve onları eleştirmesi alenen yansımaktadır.

Böyle Yazılmış Şiirinde göze çarpan  Şairin hayatında çok olumsuzluklar yaşadığı ve işinin rast gitmediği yıllar yılı emek ve çabalarının ise koskoca bir hiç ten ibaret olduğu,bu nedenle elinde mevcut bir değerin kendisine ait olarak kalmadığını bunca yıllık elleriyle inşa ettiği eserlerinin ise  elinden gittiğini   
       
                    “ Topladım çıkardım ne kaldı elde
                      Yıllarca koştuğum boşaymış meğer,
                       Kalmadı bahçem de bülbül de,gül de,
                       İki gözüm birden şaşaymış meğer.(1.dörtlük)

 Diyerek yıllarca gerçekleri göremediğinden kendisine kahrediyor ve elinde bir şey kalmadığını her şeyin uçup gittiğini söylüyor.Aslında bu dörtlüğün giriş dörtlüğü olarak düşünülmüş olması bana göre uygun düşmemiş.Çünkü ileriki dörtlüklerde görüyoruz ki bir hayatın anatomisi çıkartılıyor ve resmediliyor.Bu resimin son karesi olması gereken bir durumu ilk karede verilmesi henüz şiirin içerisine girmeden neticesini öğreniyoruz.Oysa bir okur olarak şiirin içerisinde seyahat etmeyi ve neticeye son dörtlükte ulaşmayı istemek sanırım hakkımız diye düşünüyorum.


  Şair duygusal olduğu kadar hümanist duygularında sahibidir.Aslında güzel bir insan olma erdemi için gayret gösteren ve yaşamının her devresinde de buna uymaya çalışan bir gönül insanıdır.Gönül kırmaktan çekinir ve istemez.Samimi ve dürüst olmayı kendine şiar edinir.Fakat kimi zaman elde olmayan nedenlerle de olsa veya farkında olmadan da kalp kırabileceğinden de korkmaktadır.Bu şairin aynı zamanda insan sevgisi kadar da  mütevazi,halim ve saygılı bir kişilik olduğunuda belirtmektedir.Bakın bu konuda bizlere nasıl sesleniyor:
  
  Görmeden baharı hazana girdim,
  Şu fani Dünyaya çok emek verdim,
  Belki de bilmeden gönüller kırdım,
  Ömrün akış yönü,.kışaymış meğer. (2.dörtlük)


 Diyerek ,her zaman bir çalışma içerisinde olduğunu ve çevresinin farkında olamadığını,yıllarının birden geçiverdiğini ve bu süreçte de bazı güzelliklerin farkına  geç vardığını bildiriyor ve farkına varmasına varmıştır ama; artık her şeyin geride kaldığını bu nedenle farkında olmadan,bilmeden gönüller kırmış olabileceğini düşünerek bu durumdan rahatsızlığını,pişmanlığını  dile getirmektedir.


  Yıllar yılı hayatın gerçekleri ne sunmuş ise eyvallah demiş alıp kabul etmiş ve her daim rızk gayretinde olması nedeniyle iyiyi kötüyü ayırt edecek halde olmadığı anlaşılan şarin duygularını yine bize bir dörtlükle aktarmaktadır:


  Zehir sundu zaman,bal diye içtim,
  Seneler yıprattı ben benden geçtim,
  Kalbim isyanlarda,riyadan kaçtım,
  Vefasız şu nefsim,maşaymış meğer.(3.dörtlük)


 Mısralarında bir pişmanlığının olduğu aşikardır.Ayrıca Riya;(ikiyüzlülük) dan kaçması varki işte bu şairin şiirin hikayesiyle de örtüşmektedir.İnsanların bir toplantıda veya bir dost sohbeti esnasında kısa aralıkla tanışması ondan bir şeyler dinlemesi veya bir seminere katılan seminercinin semineri verenin kendisine ustaymış gibi lanse etmesi ondan yararlanmaya çalışması ,menfaat sağlaması riya değimlidir.Hem insanı hem  ahlaki etik olarak doğru değildir.Bu nedenle bu tür insanlardan da kaçtığını vurgulamaktadır.Nefis denen duygunu ise her zaman insanı aldatan bir duygu olduğundan yıllarca nefsinin arzusuna hizmet etmekten de muzdariptir ve artık farkındadır nefsin kötülüge götüren bir durum olduğunu ve kaçış çaredir ona.çünkü  Nefsi elinde başkalarına hizmet etmekten muzdariptir.


  Şair “Böyle Yazılmış” isimli çalışmasında aslında  tefekkür ediyor ve  “haktan gelene boynum kıldan incedir” anlayışı içerisine giriyor ve kaderine rıza göstermekten başka çaresinin de olmadığını belirtiyor.Ancak öyle bir durum söz konusudur ki o bunu mutlu ediyor.”dost” ve “dostluk” kavramları onun memnuniyetini gizlemesine engel oluyor ve dostlarından memnuniyetini şu sözlerle dile getiriyor:

  Seven dostlar gelip selam verdiler,
  Hoş Muhabbet edip hatır sordular,
  Kaybolan yıllardan güller derdiler,
  Hayatım bin anlık neşeymiş meğer.)5.dörtlük)


 Koskoca bir hayatın kendisinde boşa geçtiğinden yakınmaktadır şair ve ölümü kurtuluş olarak görmektedir.
 Düşünün ki insan  çok küçük yaşlmardan itibaren geleceğini kurtarmak ileride müreffeh bir hayat sürebilmek için tüm gücüyle çalışıyor,bu çalışmayla en yakınında bulunan nimetlerin,güzelliklerin,dostlukların bile farkında olmadan  çabalayıp çalışmakta.Ne zamanki belirli bir  refah seviyesine  ulaştı işte o zaman başını kaldırıp etrafına baktığında ise hayretler içerisine düşmektedir.Etrafını çıkarcıların menfaatçıların ve dahi  istismarcıların sardığını görür ve kendisine  de etrafınada sitemler etmektedir.Ancak her şeyin geç kaldığından  çıkar yolunun da bulunmadığını görmektedir.Her türlü emeklerinin boşa gittiğini,yıllarca nefsinin emrinde gezinip durduğunu  bu nedenle yıllarının boşa geçen zaman olarak adlandırmasıda bundandır.Tabiiki sevindiği mutlu olduğu anlarda olmuştur.En barizi  kendisini seven insanların ziyaretleri,sohbetleri onda inanılmaz haz bıraktığını göstermektedir.
 Bir insanın yaşam hikayesini anlatması nedeniyle “tahkiye” olarak ta değerlendirilebilecek “Böyle Yazılmış” isimli şiir aslında realist bir şiir olup “Epik” şiir kategorisinde değerlendirilmiştir.


 Şiirin dil yapısı gayet samimi ve açık,duru bir Türkçe ile yazılmıştır. Şiirde; günlük hayatta kullanılan dil yapısı hakimdir.Okuyucunun rahatlıkla her kelimesini anlayacağı ve hatta mazmunlara boğmadan daha çok net ifadelerle çalışılmış olması  Klasik Türk Halk Edebiyatının da yapısal,kuramsal bir tezahürü olarak ta karşımıza  yine burada da çıkmaktadır.
 Şiir; Hece nazımının 6+5 li düzeninde yazılarak gerek sayısal eşitlik olarak gerekse kafiye uyumu olarak başarılı şekilde tamamlanmıştır.  a+b+a+b olarak giriş yapılmış ve  a+a+a+b olarak devam ettirilmiştir.
 Şiirde Yarım kafiye-Tam kafiye-Zengin kafiye ve Tunç kafiye  kullanılmıştır. Teşbih sanatı oldukça fazladır.Tasvir sanatı mevcuttur.Mübalağa sanatı uygulanmıştır.Mecaz-ı Mürsel kullanılmıştır.


Süleyman KARACABEY
Eğitimci- Şair-Yazar
 Kayseri Yazarlar Şairler ve Sanatçılar           .           .                                                                                                                               Derneği
(KAYSADER) Başkanı.

Yazar
Murat DUMAN

Çevrim Dışı (Offline)
Diğer
Bu Makale 40 kişi tarafından okundu.
Makale Oylama
Sadece kayıtlı kullanıcılar Oylama yapabilirler. Lütfen üye girişi yapın ya da kayıt olun
Yazar Yorumu
Bu Makale için henüz yorum yapılmamış.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen üye girişi yapın ya da kayıt olun